Ana Sayfa » Aşçı Gündem » Ebru Baybara Demir ‘Hayalim Masaya Yemekten Fazlasını Koymak’

Ebru Baybara Demir ‘Hayalim Masaya Yemekten Fazlasını Koymak’

Mardinli şef Ebru Baybara Demir; ‘Hayalim masaya yemekten fazlasını koymak’

Mardinli şef Ebru Baybara Demir, dünyanın en itibarlı mutfak kültürü yarışması Bask Dünya Aşçılık Ödülleri’nde 110 şef arasından ilk 10’a kalarak finalist oldu

Nur Toprakoğlu, HT Cumartesi’de Ebru Baybara Demir ile röportaj yaptı.

Ebru Baybara Demir, tanıdığım en sıkı kadınlardan biri. Aklına koyduğunu, hayal ettiğini gerçekleştirmek için elinden geleni ardına koymuyor. Geçen yıl kendisiyle ilk röportajımızı yaptığımızda Harran’da Mardinli, Urfalı ve Suriyeli mülteci kadınlarla yaptığı çalışmaları heyecanla anlatmıştı. Daha sonra bir kez de Mardin’de bir araya geldik, o zaman da gastronomi okulunu anlattı yine aynı istek ve heyecanla. Bask Dünya Aşçılık Ödülleri’nde 10 finalist arasına adını yazdırdığını duyunca çok sevindim.
Yarışmada dünya çapında pek çok şef sosyal sorumluluk projeleriyle yer alıyor. Jüride Massimo Bottura, Ferran Adria, Heston Blumenthal gibi şefler var. Birinci 18 Temmuz’da Meksika’da ilan edilecek, 100 bin Euro’luk ödül ise şefin bizzat dahil olduğu sosyal sorumluluk projesinin hayata geçirilmesinde kullanılacak.

Önce Basque Culinary World Prize’ı anlatır mısın biraz, nasıl bir yarışma ve ödül bu? Bundan sonra neler olacak?

Basque Culinary World Prize (Bask Dünya Aşçılık Ödülleri), dünyanın önde gelen mutfak enstitüsü Basque Culinary Center’ın her sene mutfaktaki yeteneğini ve yaratıcılığını toplum yararına sosyal sorumluluk projeleriyle birleştiren şefleri taçlandırdığı, dünyanın en prestijli şef yarışmalarından biri. Yarışmada dünyanın dört bir yanından 110 şef aday gösterilmişti ve hepsinin birbirinden değerli sosyal sorumluluk projeleri vardı. Dünya çapında sektör profesyonellerinin büyük bir dikkatle takip ettiği bu yarışmada finale kalan ilk Türk şef olduğumu öğrendiğimde çok heyecanlandım. Ödüle aday gösterildiğim Harran Gastronomi Okulu projesinin hazırlıkları sırasında inanılmaz bir deneyim yaşadım. Kısaca özetleyecek olursam, UNHCR ve Harran Kaymakamlığı desteğiyle gerçekleştirdiğimiz, eğitmen şefliğini yürüttüğüm, yerel
toplum ve Suriyeli mültecilerin entegrasyonunu hedefleyen bir “sosyal gastronomi” projesi bu.

Yarışmaya ancak toplumsal fayda gözeterek yapılan gıda projeleri katılıyor, projenden ve yaptığın çalışmalardan söz eder misin?
Projenin amacı öncelikli olarak Harran’daki istihdam açısından dezavantajlı Suriyeli ve Türk kadınlara mesleki eğitim vererek nitelikli işgücü potansiyeline katkıda bulunmak, istihdam olanağı yaratmak dolayısıyla sosyal entegrasyonlarına ve yaşam standartlarını yükseltmelerine destek olmak. Aynı zamanda bölgede eko-gastronomi turizmini ön plana çıkararak turizm potansiyelini harekete geçirmeyi hedefledik. ‘Harran Gastronomi Okulu’ projesiyle Harran’a ve bölgeye ait yerel ürünler ve tariflerden bir envanter oluşturduk ve binlerce yıllık kültür harmanının kazanımlarını kayıt altına aldık. Okulda proje boyunca 44’ü Suriyeli, toplam 108 kişi eğitimleri tamamlayıp sertifikalarını aldı. Bu 108 kişinin 64’ünün kadın olması benim için özellikle önemli. Aralarından 16 kadın da eğitmen olmak üzere eğitici eğitimlerini tamamladılar.

Kadınlara büyük moral…

Yaşadığım ve restoranımı işlettiğim bölge, hem işsizliğin çok yüksek olduğu hem de mültecilerin toplumsal hayata entegrasyonuyla ilgili büyük sorun yaşanan bir yer. Kadınlar bu noktada çok daha dezavantajlı ve zor durumda. Harran Gastronomi Okulu projesinin özellikle kadınların ve Suriyeli mültecilerin hayatlarında nasıl bir değişim yarattığına tanık oldum ve şimdi çok daha fazlasını yapmak istiyorum. Yemek kültürü benim için bir yaşam biçimi ama benim hayalimde hep masaya yemeklerden fazlasını koyabilmek vardı. Harran Gastronomi Okulu bu hayalin bir parçasıydı, diğeri ise Hayatım Yenibahar Derneği. Bu yıl kurduğumuz dernek, kırsal kalkınmada öncelikli olan ve özellikle mültecilerin yaşadığı yerlerde başta gastronomi olmak üzere meslek edindirme kursları açarak istihdam hedefiyle faaliyet göstermeye devam ediyor. Bu çalışmaları Türkiye geneline yaygınlaştırmayı arzu ediyorum.

Yarışmanın jürisinde Ferran Adria, Massimo Bottura gibi dünyanın en iyi şefleri var, bu seni heyecanlandırıyor mu?

İlk 10’da olmak gurur verici; sonuçta ne olur bilmiyorum ama beni en çok mutlu eden, ödülün kendisinden çok, elimi uzatıp hayatlarına dokunmak ve değiştirmek için çabaladığım Mardinli, Urfalı ve Suriyeli mülteci kadınların bu proje sayesinde dünya çapında tanınma ve daha nicelerinin kendi yetenek ve çabaları ile aşçılığı meslek edinebilmesi için destek alma şansına sahip olmaları.

“KÜLTÜREL ÇEŞİTLİLİĞİMİZE FARKINDALIK ARTACAK”

Ödül 100 bin Euro değerinde, kazanırsan nasıl değerlendireceksin?

Bölgede kalıcı bir gastronomi okulu kurarak bunu profesyonel eğitimlerle desteklemeyi, özellikle kadınlara istihdam fırsatı yaratmayı çok istiyorum. Yani eğer ödül bölgemize gelirse gastronomi okulunun finansmanında kullanılacak ve zengin mutfak kültürümüzün kayıt altına alınarak gelecek kuşaklara aktarılması sağlanacak.

Böyle bir yarışmada bir Türk kadın şefin yer alması Türk mutfağı ve gastronomisine neler kazandıracak?

Bir Mardinli kadın şef olarak gastronomi alanında dünyanın önemli merkezlerinden biri olan Bask Bölgesi ile Mardin arasında bir köprü kurulmasına katkım olacağını umuyorum. Bu köprü, tüm dünyada zengin yemek kültürümüzün tanıtımına ve kültürel çeşitliliğimizin farkında olunmasına katkı sağlayacaktır.